Tarsus’ta Bir Gün... Belki De
İki...
Adanalılar...
Mersinliler... Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler... Türkiye’nin gezmeyi sever
insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,
Koreliler, Almanlar veya Fransızlar gibi bir gününüzü, sadece bir gününüzü
Tarsus’a ayırmanızı öneriyoruz. Sekiz bin yıla kadar ulaştığı söylenen tarihi
ile dünyanın en eski şehirlerinden biri ünvanına sahip olan Tarsus’un tarihî ve
doğal güzellikleri içerisinde yapacağınız yürüyüş bir güne sığmayacak ama Tarsus’un
tadını aldıktan sonra sürenizi uzatmak sizin elinizde. İster doğayı sevin ister
tarihten hoşlanın... Veya ikisini birden yaşamak isteyin. Size ısrarla bir
hafta sonunuzu Tarsus’ta geçirmenizi öneriyoruz.
Sakızlı Muhallebi...
Osmanlı Dibek Kahvesi
Daha önceden görmüş olabilirsiniz. Ama yine de
çocuklarınızı alıp Tarsus’u gezmelisiniz. Çünkü yakın zamanda uğramadıysanız
birçok şeyin ne kadar çok değiştiğini göreceksiniz. Örneğin Saint Paul Kuyusu‘nu
daha önce görmüşsünüzdür belki. Ama kuyunun çevresindeki Tarsus evlerinden
birinde (bölge restore edildikten sonra) müzik eşliğinde yemek yediniz mi hiç?
Veya Atilla’nın Yeri’nde Osmanlı Dibek Kahvesi’nin tadına baktınız mı? Kırk yıl
hatırı kalacak acı kahve bu olsa gerek. Dibek kahvesinin bir sadesi var, bir de
sakızlısı. Ful Dükkân ’da da sakızlı muhallebi yemenizi tavsiye ederiz. Üzeri
Antep Fıstıklı ve kendisi sakızlı. Durun durun! Yemeğe dalıp zaman kaybetmeyin.
Daha yolumuz var epeyce.
Çanakkale Destanını Tarsus’ta
Yaşamak
Nerede
kalmıştık? Tarsus’u daha önce görmüştüm diyenler için peki! Çanakkale’de destan
yazmış üç emperyal gemiyi batırmış Nusrat Mayın Gemisi’ni daha önce gördünüz
mü? Diye sorsak. “Tarsus’ta gemi ne gezer, deniz mi var ki?” demeyin, belediye
başkanı tarihe sahip çıkmış getirmiş gemiyi Tarsus’a... Üstelik çocukların
seveceği animasyonlarla Çanakkale Savaşı’nın anlatıldığı bir okul haline
dönüştürmüş Nusrat’ı... “Tarsus’ta deniz mi var ki?” sorusuna dönelim
isterseniz. Peki, yok diyenlere Evliya Çelebi Tarsus’un ortasındaki Kancık
Kapısı’nı, İskele Kapısı diye yazmış kitabına? Çünkü eski yıllarda Akdeniz taa
Tarsus’a kadar gelirmiş ve şehrin surları da bu kapıdan denize açılırmış. Hatta
denilen o ki, ünlü Mısır kraliçesi Kleopatra da denizden gemilerle gelip, bu
kapıdan şehre girerek sevgilisi Antonius ile buluşmuş. Böylece kapıya Kleopatra
Kapısı da denilir olmuş.
Kleopatra’nın İzinden
Kleopatra
herhalde şehre girdikten sonra kapının görkemine yaraşır bir yoldan yürüyerek
saraya gitmiştir? İki tarafı sütunlarla süslü, etrafında alışveriş merkezi olan
bir yol olmalı bu yol! Balıksırtı gibi inşa edilerek yağmur sularını kenardan
kanallara akıtan bir yüksek mimariye de sahiptir herhalde! Oldu olacak yolun
altında da adam girecek kadar geniş bir kanalizasyon geçsin. Nereden mi
biliyoruz? Çünkü 1993 yılında bir temel kazısı sırasında bu yol bulundu ve
yapılan çalışmalarla 65 metresi ortaya çıkarıldı. Sütunları ve kanalizasyonu
ile birlikte... Akşam oldu biliyoruz... Size bir gün yetmez demiştik! Hadi
isterseniz acilen antik ismi Kydnos olan Berdan Nehri’nin oluşturduğu Tarsus
Şelalesi’ne giderek akşam kahvesini orada içelim. Aynı Yüce Atatürk’ün
kahvesini yudumladığı yerden doğanın güzelliğine bakarak onu bir kez daha
analım.
Başta
Eshab-ı Kehf olmak üzere, halkın “Altından Geçme” dediği Roma Hamamı’nı, Daha
iki metre kazmadan Hitit’e ulaşılan Gözlü Kule Höyüğü’nü, Roma Mezarı’nı ve
diğer birçok şeyi görmeden gün bitti... En iyisi mi siz bir gece Tarsus’ta
konaklayıp, ziyaretinizi iki güne çıkarın.
Bunu Biliyor musunuz?
Hıristiyanlığın
yayılmasını sağlayan St. Paul’un Tarsuslu olduğunu ve Tarsus’ta bir evinin
bulunduğunu, ve dünyanın her tarafından insanların bu nedenle Tarsus’u ziyarete
geldiklerini biliyor muydunuz?
Nasıl Gidilir?
Adana’ya
35 km. Mersin’e 30 km. uzaklıktaki Tarsus’u gezmeye bizce Mersin girişindeki
Nusrat Mayın Gemisi’nden başlayın. Kahverengi turizm levhalarını takip ederek
de sırasıyla Kleopatra Kapısı’nı, St. Paul Kuyusu’nu, Antik Cadde’yi ve tarihî
evleri gezin. Tarihî evlerin bulunduğu yerde öğle yemeğinizi, dibek kahvesini
ve sakızlı muhallebinizi yiyin. Sonradan kente yaklaşık 12 km. uzaklıktaki (kentin
içindeki işaret levhaları size yol gösterecektir) Eshab-ı Kehf’i görüp yeniden
Tarsus’a dönerek akşam yemeğinizi Şelale’de alın.
İkinci Gün Kalırsanız?
İkinci
gün Gözlü Kule Höyüğü’nü, Tarsus Amerikan Kolejini, St. Paul Anıt Müzesi (Kilisesi)’ni
görebilirsiniz. Altından Geçme, Roma Hamamı, Donuktaş Roma Tapınağı ve (Tarsus’a
yaklaşık 20 km. uzaklıktaki Sağlıklı Köyü’nde bulunan) 2 kilometrelik antik yol
da göreceklerinizin arasında.
*Destinasyon
Programı ve Fotoğraflar, S. Haluk Uygur’un “52 Hafta Adana ve Çevresi”
kitabından alınmıştır.